İtibarsızlaştırma ve Gıybet Etme

Çağımızın toplumsal hastalıkları arasında yer alan, gıybet olarak da ifade edilen eylem “üçüncü şahıslar hakkında, arkasından hoşlanmadığı bir şekilde konuşmak” anlamına gelir.  Dedikodu ve gıybet manevi kalp hastalıkları arasında yer alır. Kalitesiz insanların başvurduğu bir yöntemdir. Kalpte oluşan çekememezlik, fesadlık ve kıskançlık lekelerinin ortak ürünüdür. Kişilerin güzel ahlakı ve eğitim düzeyi ile gıybet arasında ters orantı vardır. Bu iki koşul artıkça kalpteki lekeler azalır. Erdemli insan başkaları ile uğraşmak yerine sürekli kendiyle ilgilenip, kendini geliştirme derdindedir.  Sizdeki ayıp ya da kusur (eğer varsa dahi), başkalarını memnun ediyor ve başkaları tarafından polemik malzemesi yapılıyorsa, emin olun siz bir kere kusurlu iseniz onlar 1000 defa kusurlulardır. Hayatı bir yarışa benzetirseniz herkesin başarılı olduğu ya da olmadığı alanlar vardır. 10 kişinin koştuğu yarışta mutlaka bir kişi birinci, diğer bir kişi ise sonuncu olacaktır. Bu asla birinci kişiye, sonuncu kişiyi aşağılama, geriden gelenlere de birinciyi itibarsızlaştırma ile adımlarını küçültme hakkı vermez.

Konu bir ahlak ve kalite sorunudur. Başkalarının düştüğü kötü durumlardan keyif alma, olumsuz taraflarını araştırıp, başka ortamlarda bunu yayarak ya da kusur bulmaya çalışma zavallılığıdır.

Dedikodusu yapılan kişiler ya sizden öndedir,  ya da sizin sahip olamadığınız imkanlara ya da özelliklere sahip olabilir. Fesad kimse diğer kimseyi itibarsızlaştırarak aradaki farkları kapatmayı ister. Hastalıklı bakış açısı kıskançlık duygusu yaratırken, ahlaklı bakış açısı imrenme duygusu yaratır.   İki şey çok farklıdır. Birisinde çekemezlik ve hased varken, diğerinde özenme vardır. İmrenmek, bu kimseleri  itibarsızlaştırmaya çalışmadan onlar gibi olmayı istemek ve özenmektir. Kısançlık ise şeytani ve egosal bir hastalıktır.

Bir insanın aksayan bir yönü var diyelim. Güzel ahlak bunu deşifre etmek yerine farklılıkları örtbas etmeyi, kişilerin toplumdaki itibarını korumayı emreder.

Gıybetin nedenleri:

1- Çekemezlik, kıskançlık ve itibarsızlaştırma.

2- Başkalarının düştüğü durumdan keyif alma.

3- Başkasını yere batırırsam benim değerim artar şeklinde kalitesiz düşünce.

4- Farkları kapatmaya çalışmak.

5- Çekişme, iddia ve yarış sonucu rakip gördüklerinin eylemlerinden dedikodular üretme, bunları deşifre ederek onların ilerlelerme ya da gerilemelerini ortaya çıkarma. Olumlu ise mutsuz olma, olumsuz ise içinden buna sevinme.

Size bir hayat kuralı daha söyleyeyim. Bu aynı zamanda bir hadistir. “Size başkasından laf getiren, onlara da sizden laf götürür.” bunu unutmayın. Genelde bu kimseler içten pazarlıklı, ikili oynanyan, dost yüzlü şeytanlardır. Eee naber ne yaptın diye lafa girip aslında hayatınızdan ipuçları toplarlar. Amaçları sizi düşünmek değil istihbarat elde etmektir. Rüyalarda yılan silüetinde gözükürler. Bunlar dost gözüken, belki yanınızda ama size tuzak kuran kimseler. Psişik bazı güçleri olanlar ruhsal bir derinlikte bunu hissebilirler. Bu ruhun yaydığı enerjiden kaynaklanır.

Bir hadiste, gıybet ölü eti yemek gibidir deniliyor. Gıybet edilen kimsenin sevapları edilene iade ediliyor.

 Diğer bir hadis:

Kınayıcı olmayın, kınamayın insanları, bir kınayıcının kınadığı şeyi Allah ona göstermeden canını almaz. Hz. Muhammed (sav)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir