Demokrasi ve halk egemenliğinden ne anlamalıyız?

Gündemi meşgul eden ve sık tartışılan kavramların başında demokrasi ve halk egemenliği yer alıyor. Politikacıların dillerinden düşürmediği kelimeler bunlar.

Demokrasi, tüm yurttaşların eşit şekilde temsil edildiği ve eşit haklara sahip olduğu yönetim şeklidir en basit tanımıyla. Halk egemenliği ise Cumhuriyet’le kazandığımız, halkın kendi temsilcilerini seçme ve kendini yönetme hakkıdır. Bu kavramların tamamı, birbirleriyle ilintili ve birbirini tamamlayan kavramlardır.

Kimileri demokrasi ve milli irade şeklinde kavramları “çoğunlukçuluk” olarak algılıyor. Oysa bana göre demokrasi “çoğulculuktur”. Herhangi bir siyasi oluşumun halkın %80’i tarafından desteklenmesi, diğer geri kalan %20’nin hakkının hiçe sayıldığı veya yok sayıldığı anlamına gelmez.  Demokrasi katılımcılıktır, sadece 1 tane farklı düşünceye sahip insan dahi kalsa onun da eşit temsil hakkı vardır, haklarının gözetilmesi gerekir.

Beni destekleyenler “milli irade”, diğerleri “gayri irade” diyemezsiniz. Alacağınız kararlarda, yapılacak kanunlarda tek başınıza kanun yapma yetkiniz olsa da mutlaka uzlaşarak karar vermek, kutuplaştırmamak, farklı görüşteki kimseleri yok saymamanız gerekir.
Diğer önemli husus ise “halk egemenliği” kavramıdır. Bizim yönetim şeklimizde kayıtsız şartsız egemen olan millettir. Yasama olsun, yürütme olsun hepsi bu yetkileri halk adına kullanırlar. Güçlü demokrasi, güçlü katılımcılık ve eşitliktir. Monarşi’ de mutlak hakimiyet kişilere aitken, Cumhuriyet’de hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir. Yöneticilere verilen yetkiler halk adına temsil etme yetkisi ile Anayasal çerçevede ve hukuk çerçevesinde sınırlı yetkilerdir. Güçler ayrılığının korunması, özellikle yargı üzerinde hiçbir vesayet, baskı olmaması ve yargının yüzdeyüz tarafsız olması gerekir.

Farklı görüş ve düşüncedeki insanlara saygılı olmak, eleştiriye açık olmak, ve ötekileştirmemeniz lazımdır. Bunun için düşünce ve basın özgürlüğüne saygı şarttır. Düşüncenizi özgürce baskı altında kalmadan ifade ediyor olmanız gerekir.

Etnik köken, inanç vb kıstaslarla sınıf ayrımı yaparak, diğer guruplara ekonomik ve siyasi anlamda  haklar verip diğerlerini dışlama hakkınız yoktur. Aksi halde demokrasiden söz edemezsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir