Dolar artışı ve emeğin korunması

Dolar artmaya devam edecek mi?

Dolar artışı

 

TL dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimi olmuş. Yükseliyor ve yükselmeye devam ediyor. Bazı çevrelerin bundan sanki çıkarı var gibi radikal bir önlem alınmıyor ya da alınmak istenmiyor. Dış borcu ve maliyetleri yükseltiyor doğal olarak fiyat artışları yaratıyor. İthalatçıyı, hatta ihracatçıyı etkiliyor. İhracatçı daha pahalı satmak istemiyor çünkü alıcı TL nin fiyatını bildiği için yüksek ödeme yapmak istemiyor. İthalatçı ise ister ham madde alsın ister aracı olsun düşen talepten dolayı zor durumda kalıyor. Elektronik eşya, enerji fiyatları katlanıyor. Mb’nin alabildiği önlemler yeterli olmadı, olmadığını gördük. Üzerinde o kadar baskı varken elinde kullanabileceği araçlardan birisi faiz kalıyordu. Maruz kaldıkları baskıdan olsa gerek faiz artışı gerçekleştiremediler.  Döviz artışının ekonomiye zararı yüksek faizden daha çok oldu. Şimdi ise etkiler bilindiği halde iyimser gözükme ve durumu normalleştirme havası hakim. Baskılar, başkanlık sistemi, belirsizlikler  derken maaşını TL olarak alan kişinin tasarrufları eridi. TL diğer yatırım araçlarına göre kaybettiren bir kalem oldu. Nominal faiz reel faiz farkını bilmeyenler bankaların verdiği eksi reel faizi gelir olarak görüyorlar. Kısacası koyduğunuz paranın getirisi enflasyon farkından daha düşük. Artış nominal bir artış oluyor. Paranın rakam değeri artarken satın alma gücü ve reel değeri azalmış oluyor. Burada bir haksız kazanç yok hatta emeğin buharlaşması var. Güya faizler inince insanlar kredi kullanacak, zar zor geçindikleri gelirlerle enflasyonla korkutularak harcama yapacak, gayrimenkul simsarlarının ve spekülatörlerin havuzlarına paralar akacak.  1 liraya mal ettikleri mülkü size 40 liraya satacaklar. Oltayı büyük atacaklar. Emeğin korunmasından bahsederken fırsatçılar köşeyi dönecek. Bire on bire yirmi kazanacaklar. İşlerin yandaşlıkla ve iltimasla yürüdüğü ortamda emek nasıl  korunacak? Değerini korumayan paraya haram diyenler, bize getirin biz işletelim diyerek köşeyi dönüyorlar. Piyasayı ve fiyatları spekülatörler belirliyor. Çoğu üründe maliyete göre bir tavan ve taban fiyat yok. Serbest piyasa diye herkes istediği gibi cirit atıyor. Fiyat artışı talep enflasyonundan kaynaklanıyorsa, faiz indirimi ters etki yaratır. Yatırım maliyeti konusuna gelince, harcamanın kişilere iş ve aş olarak geri dönmesi gerekir. Girişimci kredi çekecek onunla yatırım yapacak, iş sahaları açacak(mevsimlik olmayan katma değer yaratan). İnsanların geliri arttıkça daha fazla harcama yapabilecekler ve bu şekilde bir döngü oluşması gerekir. Keynes’e göre spekülatif para talebinin faiz esnekliği sonuzdur. Kullanılabilir kişisel gelirin artması, toplam talebin korunması ve maliye politikalarının da devreye sokulması gerekir. Kapitalist, monopol ve oligopol yapılanmaların hız kazandığı ve haksız rekabetin olduğu ortamda serbest piyasa modeli de doğru işlemez. Verimli kamu harcamaları  ve doğru para politikası uygulamanız gerekir. Halkın her kesimi ekonomik ve sosyal olarak kendini mutlu hissetmeli. Fed’in parasal sıkılaştırma uygulamasının döviz artışında etkisi var ama bize etkisi yukarıdaki nedenlerden dolayı daha büyük oldu. Kritik seviye, kritik seviye derken çok kritik seviye aşıldı daha ne kadar aşılır bilinmez ama böyle devam ederse faturayı dar gelirliler ödeyecek. Şu anki uygulanan politikalar ve tedbirler dolar için aşağı yönlü bir beklenti yaratmıyor. Tüm politikaları cari açığa göre yapmanın, ithalata bağımlı bir ekonomide yapılan anlamsız bir develüasyon (herşeyi üretmeniz mümkün değil) bu tabloyu doğurdu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir