Ekonomik Büyüme ve Enflasyon Faiz İlişkisi

Ekonomik istikrar, ekonomik büyüme ve kalkınmanın değişmez unsurları arasında yer alır. İstikrarsız bir ekonomide büyümeden söz edilemez. İktisat teorisinde bunun gerçekleşebilmesi için gerekli olan iki koşul:

  • Tam İstihdam
  • Fiyat İstikrarı

olarak açıklanabilir.

Günümüz Türkiyesinde şu an yaşanan tabloya baktığımızda, özellikle iki hedefinde göz ardı edildiği veya tam olarak sağlanamadığını görmekteyiz. Her sene büyüme rakamları açıklanıyor, milli gelir artışından söz ediliyor. Lakin adil gelir dağılımın olmadığı kapitalist bir sistemde makro ekonomik veriler asla gerçekçi değildir. Toplam milli geliri ortalamaya böldüğünüzde gini katsayısı yüksek olduğu için ortalamanın ana kütleyi temsil yeteneği azalır ve standart sapması büyük olur.

Türkiye’de milli gelirin %30 nu baskı ve çıkar gurupları tarafından yönlendirilen siyasi guruplar ve kişilere ait olduğunu görmekteyiz. Geçenlerde açıklanan Türkiye’nin en varlıklı kişileri listesinde yer alan şahısların sermayeleri zaten övünülen milli gelirin büyük bir kısmını oluşturmakta.

En son çıkan yolsuzluk haberlerinden sonra enflasyon rakamları aldı başını gitti. Her ne kadar senelik enflasyon tek haneli olarak gözükse de benim gördüğüm gıda gibi en temel tüketim ürünlerinde %30-50 arası artışlar var. Tabi bu market ve pazarların göstergesi. Kendi enflasyonunuz harcamalarınıza göre kendiniz bulabilirsiniz. Örneğin her gün tüketilen ekmeği bir sene önce 50 kuruşa satın alırken şu an en düşük 1 liraya alabiliyoruz. Artan kur etkisi de dışa bağımlı ekonomide fiyatlara yukarı doğru baskı yapıyor.

 

Örneğin Mb nin kuruluş amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Yapılan tahmin ve öngörüler gerçeği yansıtmıyor. Kademeli olarak enflasyonun düşeceği söyleniyordu ama gerçekleşmedi.  ABD’ de faizler düşük fakat enflasyon ne kadar %-2-3 civarında yani %30 değil. Enflasyon düşüşüne bağlı olmayan faiz indirimleri para arzı ve talebi dengesini bozarak ekonomiyi likitide tuzağına itmekte IS-LM dengesini bozmakta. İstihdama yansımayan ekonomik genişleme kararları, kredileri ucuzlatarak harcama ve tüketim toplumu meydana getirmekte ve ülkenin tasarruf oranını düşürmektedir. Üretmeden tüketmek ve harcayama teşvik etmek ilerde talep enflasyonuna sebep olacaktır. Sıcak parayla yürüyen dışa bağımlı bir ekonominde döviz kurunda artışa yol açmaktadır. Dövizin enflasyon etkisi, faizin enflasyon etkisinden çok daha büyük olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir