Siyasi tercihleri etkileyen unsurlar

 

Siyasi tercihleri etkileyen unsurlar,  yaşanılan gündem, yolsuzluklar, ekonomik sorunlar,  ya da demokrasiye olan güven değil. Gurupların sosyal ve ekonomik yaşamda üstünlük yarışına girdiği “ben” odaklı ortaya koydukları realiteler, saplantılardır. Mezhep, etnik köken, inanç gibi farklı eksenlerde ayrışmış beyinler için gerçekler değil saplantılar belirleyici olur. Hep benim dediğim olsun, benim sözüm geçsin, her yerde ben söz sahibi olayım havası hakim. Sahip olduğu inancın gereklerini yerine getirmek yerine, bunun sağladığı sosyolojik kimlikle hareket etmenin kimseye bir faydası olmaz. Bilgi ve kültür düzeyi düşük, sorgulamayan, olayları ahlak temelli değerlendirmeyen kitleleri doğrularla etkilemek olanaksızdır. Siyasetçiye kızmamak gerekiyor. Onlar da halkın içinde sıyrılıp sistemin yücelttiği kişiler. Siyasetçi halkın aynasıdır.  Halk iyi ise iyi yönetici, halk kötü ise kötü yönetici gelir. Kısacası bataklıktan gül yetişmez. Kişilerin ahlak ve eğitim düzeyi tercihlerini etkileyecektir. Örneğin hazırdan kazanmanın, fırsatçılığın pirim yaptığı bir sistemde, bu sistemin oluşturduğu rantı ve bu ranttan faydalananların oluşturduğu saadet  zincirini korumak önem kazanacaktır. Hangi siyasi görüşü desteklerseniz destekleyin, her zaman yurttaş olarak, doğruları söyleyip, başkalarının haklarına saygı duymak zorundasınız. İşlerin iltimasız yürümediği bir sistemde avantajlı duruma geçmenin yolu siyasi gücü elinizde tutmaktır.  Eğer bir toplulukta ve onun kurumsal yapısında çürüme baş göstermişse bunun alametleri:

Uleması susturulur, ahmakları konuşturulur. İşler ehil olmayanlara verilmeye başlanır” Bu bir hadisti yanılmıyorsam.”. Bugün ayarını bozduğunuz adalete yarın siz de mahkum olabilirsiniz..

Hangi sistemi uygularsanız uygulayın, orası bir hukuk devleti değilse bataklığın üzerine ev yapmış gibi olursunuz. Hukukun üstünlüğü değil de üstünlerin hukukunun olduğu yerde yerde neyi denerseniz deneyin aynı sonucu alırsınız. Cumhuriyetin ve onun değerlerinin farkına varmak, ona göre karar vermek gerekir. Oligarşinin değil de demokrasinin hüküm sürdüğü yerde huzur olur. Halkın her kesimi söz sahibi olur. Muhalefet olmazsa istikrar olur mantığı çağ dışı bir mantıktır. Halkın tamamının oyunu bile alsanız farklı görüşlere saygı duymalısınız.

Herkes kendine şu soruları sormalı. x parti kazanır ya da x sisteme geçilirse :

  • Türkiye bir hukuk devleti olacak mı?
  • İşsizlik azalacak, ekonomik sorunlar bitecek mi?
  • Yolsuzluklar, torpil, rüşvet azalacak mı?
  • Fırsat eşitliği ve adalet olacak mı?
  • Eğitim, sağlık gibi temel hizmetler daha ulaşılabilir olacak mı?
  • Türkiye daha demokratik ve özgür bir ülke olacak mı?

Seçim sizin. Sonuç olarak kendini vezir de rezil de edecek halktır. Ben şu partiye ya da bu partiye oy verin demiyorum ama gelecek sizin geleceğiniz.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir