Liyakat olmazsa huzur olmaz

Toplumsal huzurun sağlanmasının olmazsa olmaz kuralı işlerin ehline verilmesi ve adaletin kusursuz işlemesidir. Liyakat kavramı, sahip olunan görev ve sorumluluğu hak edecek yeterlilikte ve nitelikte olmayı ifade etmektedir.

 

adalet ve liyakat

Belirttiğimiz iki kural işlemediğinde huzursuzluk ve çürüme başlar. Önemli görevlere getirilen kimselerin liyakat sahibi olması hayati önem taşır.

Ahlak yozlaşması baş gösterdiğinde ve adalet tam işlemediğinde, iltimas(torpilcilik), hazırdan kazanma, başka bir tabirle kıyakcılıkla yandaşçılık başlar. Böyle bir ortamda huzursuzluk, yolsuzluk baş gösterir. Terör olayları artar, ülke ileri değil geriye gitmeye başlar. Kurum ve kuruluşlar işlerini sağlıklı yapamazlar, toplumun adalete ve kurumlara olan güveni azalır.

Adaletin ve liyakatın olmadığı bir ortamda hangi sisitemi uygularsanız uygulayın bataklığın üzerine ev yapmış gibi olursunuz. Zamanla rutubetten ve nemden duvarlar çürümeye başlar. Ne yaparsanız yapın temel bozuk olduğundan sistem işlemez hale gelir.

“Acaba ev 3 katlı mı olsa 5 katlı mı, tuğlayı şöyle mi koysam böyle mi?” derken elinize bir şey geçmez, dıştan sağlam gözüken ama tahta kurusunun kemirdiği ahşapları andıran bir yapıya sahip olursunuz.

Musibet ve belaların oluşmasında, geri kalmışlıkta etkili olan kurallar:

  • İşlerin ehil olmayanlara verilmesi
  • Ulemanın susuturulması ve ahmakların konuşturulması
  • Eğitimsiz ve cahil kitlelerin artması
  • Ahlak yozlaşması
  • İltmas, rüşvet, torpil ve hazırdan kazanmanın artması
  • Adaletin yozlaşması
  • Kamusal kaynakların haksız yollarla kullanılması
  • Mezhep, inanç, etnik köken vb. yollarla atılan fitneler ve kutuplaştırmalar.
  • İnancın siyasete alet edilmesi(inancına riya bulaştırmak)
  • Kendi menfaatlerini toplumun menfaatlerinden üstün gören avantacı kitlelerin oluşması.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir